Murat, serhat’ı dinleyecek durumda değildi. Bisikletini ışıl ışıl renk cümbüşünün ortasına doğru sürdü ve ona dokunduğu anda gözden kayboldu.
Serhat gördüklerine inanamıyordu. Ama arkadaşı her nereye gittiyse o da gitmeliydi. Onu yalnız bırakması doğru olmazdı. Korkusunu yenmeye çalışarak Murat’ın peşinden atıldı.
Dünya, O’nu Muhteşem Süleyman olarak
tanımıştı.
30 Eylül 1520 tarihinde tahta çıktığında henüz
26 yaşında idi.
45 yıl 3 ay 7 gün padişahlık yaptı.
Saltanatının 2745 gününü at sırtında, Allah’ın
yüce adını duyurmak için seferlerde geçirdi.
13 büyük seferinde at üzerinde 43 000 kilometre
gibi muazzam bir mesafe katetti. 6 milyon kilometrekare olarak devraldığı ülkesi, O’nun döneminde 15 milyon kilometrekare gibi devasa bir büyüklüğe ulaştı.
21 eyalet ve 250 sancaktan oluşan Osmanlı Devleti’ni cihanın en büyük süper gücü haline getirdi.
9 Eylül 1566’te şehit olduğunda 71 yaşındaydı.
Topkapı, mütevazı fakat güzel yapısıyla, hoş bahçeleri ve özgün konumuyla, içindeki hazinelerin ve arşivlerin zenginliğiyle eski imparatorluğumuzun evi ve en büyük sarayıdır. Topkapı Sarayı, bu yönüyle Osmanlı’da güzellikle tevazuu, din anlayışı ile dünya anlayışını bir arada gösteren önemli bir örnektir. Saray aynı zamanda Müslümanların halifesinin makamıdır.
Saray, dünyanın en güzel şehrinin en güzel köşesine inşa edilmiştir. Bu bölge Bizans’ın da yönetim merkezidir.
Yüce Allah; insanlar doğru yolu bulsunlar ve fâni olan dünya hayatlarını en az hatayla tamamlasınlar diye kitaplar, peygamberler ve dinler göndermiştir. Bizim dinimiz İslâm, son gönderilen din olup Peygamberimiz Hazreti Muhammed de (sallallahu aleyhi ve sellem) bu son dinin peygamberidir.
Allah sevgisinin, hak din üzere yaşamanın ve güzel ahlâkın en güzel örneklerini son dinin peygamberi olan Efendimiz Aleyhisselâm göstermiştir. Son nebi ve son gelen en güzel örnek olması sebebiyle sahabîleri, Peygamber Efendimiz'i çok sevmiş ve saymışlardır. Kalplerine, Allah sevgisinin hemen peşine gönüller sultanı Efendimiz'in sevgisini koymuşlar ve her işlerinde O'nu örnek almışlardır. İnsanlık tarihinin en büyük inanç olayı ve en güzel ahlâk örnekleri de Efendiler Efendisi Sevgili Peygamberimiz ve O'nu vefatını takip eden zaman diliminde görülmüştür.
Güzel dinim seti ile, çocuklarımızın dinimizi seviyelerine uygun olarak algılamaları ve sevmeleri hedeflenmiştir.
Kitaplarımızda; Allah sevgisi, Peygamber sevgisi, Peygamber Efendimiz'in hayatından kısa bölümler, saygı ve sevgi, yardımlaşma gibi konular yer alıyor.
Ayrıca konular; eksik tamamlama, labirent oyunları, eşleştirme, boyama, bak-anlat, masal, şiir ve bilmecelerle pekiştirilmektedir.
Güller Sultanı Efendimiz:
“Kim benim hadislerimden kırk tanesini öğrenip başkasına da öğretirse Allah; onu, kıyamet gününde bilginler ve fakihlerle diriltsin.” diye dua buyuruyor.
Ayrıca birçok hadis-i şeriflerinde hadis ezberlemenin öneminden bahsediyor. Bunlardan bir tanesinde de “Ümmetime iletmek üzere kırk hadis ezberleyene şefaat ederim.” müjdesini veriyor.
Kitabımızda yer alan hadis-i şeriflerin her biri hayat düsturu olabilecek nitelikte ve çocuklarımızın kolaylıkla ezberleyebileceği şekildedir.
Güller Sultanı Efendimizin hayatı…
Yani O’nun gibi yaşamak…
Gül Gibi Hayat…
O’nun ahlâkı ile ahlâklanmak...
Gül Gibi Hayat…
O’nun gibi düşünmek…
O’nun gibi olmak…
İşte o zaman;
Âdetlerimiz ibadet olacak…
Uyumak, dinlenmek
Yemek, içmek
Oturmak, kalkmak…
"Gül Gibi Hayat" adlı kitabımızda, Peygamber Efendimizin günlük hayatındaki davranışları çocuklarımızın algı seviyelerine uygun şekilde resimlenerek örnek hayat tablosu olarak takdim edilmiştir.
Bir kitap okuyordum. Okuduğum kitabın yazarı "İnsan kendi kalbine mukabil kalbi arar." diyordu. Kalbine mukabil olan Efendimiz Aleyhisselâm'ın gönül iklimine hayalen seyahat ediyor, bununla da çok mutlu oluyordu anlaşılan. Bunu bende yapabilsem diye geçirdim içimden bir an. Sonra Efendimiz Aleyhisselâm'ın âşıklarının peşinde sırlı bir yolculuk hayal ettim.
- Hadi aslanlarım, biraz daha gayret, az kalmış. Çocuk büyük bir iş yapmanın keyfiyle bağırdı:
- Tamam, düzeldi.
...
Çocuğun gittiğini gören ustabaşı Sinan'a yaklaştı:
- Affedersin efendim, minarede eğrilik falan göremedim. Bir çocuğun sözü ile niye bunca meşgul oldu ki?
Koca Mimar, gülümseyerek sakalını sıvazladı:
- Ustabaşı! Biz öyle bir hakikate iman etmişiz ki değil minarenin eğrisine bile tahammül edemeyiz. Hele lafın eğrisine hiç tahammül edemeyiz. Dedikodu ocak söndürür.
O, Kâinatın Efendisi... Alemlerin yaradılış gayesi... Ümmetin gözbebeği... Sevgililer sevgilisi... Mucizeler O'nu anlatır... Aslında O, mucizenin kendisi...
Anne karnına düştüğü an yıkıldı putlar... Doğumuyla söndü yıllarca yanan cehalet ateşi...
Dünya onunla yaşadı bütün güzellikleri... O' nu anlattı her şey... O'nu anlattı mucizeleri...
Bu kitapta bu mucizelerden bir demet sunuyoruz sizlere... O'nu daha iyi tanıyasınız, anlayasınız diye...